Yaşam Döngüleri – Kök Çakra ( 0-7 Yaş )

 Yaşam Döngüleri – Kök Çakra ( 0-7 Yaş )

Yaklaşık 6 yıldır üzerinde çalıştığım ”Yaşam Döngülerini Tamamlamak” adlı kitabımı bloğumda yayınlamaya karar verdim.

Tekrar eden yaşam döngülerini  7 çakra merkezi ve temsil ettiği konular üzerinden aktarıyorum. Bu konuda yaşamında oluşmuş tıkanıkları çözümlemeye niyetlenenenlere faydası olsun.  Yeni atölye çalışmalarım  arasında yer alan bu konuda derinleşmek isteyenlerin kendi hayatlarıyla ilgili detaylı çalışmasını tavsiye ederim.

Bununla birlikte paylaşım ve alıntı konusunda hassasiyet rica ediyorum. Tüm yazılarım telif hakları yasası tarafından korunmaktadır.

Anlatılan anlaşılsın, anlaşılan uygulansın, uygulanan fayda versin.

Şifa veren şifa bulsun

Sevgimle

Meltem

 

 

1.ÇAKRA ( KÖK ÇAKRA ) – MULADHARA ÇAKRA
Dört yapraklı lotus

Renk :Canlı kırmızı
İlgili element :Toprak
Gezegen :Satürn
Duyu :Koku
Sesi :U
Taş :Akik, kırmızı yeşim, yakut, mercan, lal
Koku :Karanfil, sedir ağacı
Semboller :4 yapraklı lotus ( nilüfer )

Bedende; Omurga, kemikler, kemik iliği, dişler, tırnaklar, makat, kalın bağırsak,
prostat bezi, hücre yapımı ile ilgilidir.
İlgili salgı bezi; Böbreküstü bezleri kan dolaşımını ihtiyaca göre ayarlama
fonksiyonuna sahip adrenalini ve noradrenalini üretir. Bu yolla bedenimiz ihtiyaca
göre anında tepki gösterir. Dahası böbreküstü bezinin bedenin ısı dengesi üzerinde
önemli etkisi vardır.
Kök çakra dünya ile bağlantımızı temsil eder. Dünyanın merkezinde bulunan
çekirdek gibi kırmızı renktedir. Kuyruk sokumunun en dibinde bulunur ve yere
kadar uzanır. Buradan yere doğru açılan konik bir şekli vardır.
KöK çakra; ERİL prensiple çalışır. Soldan sağa dönüş yönü vardır. ( Sağ yön eril prensibe aittir)
Dünyanın bize sundukları, beslendiğimiz konular, ilerleme gayretimiz, anne ve
babamız ile olan bağımızın gücü veya güçsüzlüğü bu kaynakla kurduğumuz bağa
zemin oluşturur.
Bu nedenle kök çakra diğer merkezlerin çalışmasını etkileyen güçlü bir merkezdir.
Bu merkez eril prensiple ilgili olduğu içinde başta baba, erkeklerle olan ilişki,
toprakla ve beslenme ile ilgili olduğu içinde anne ve kadınlarla olan ilişkiler,
köklerden gelen alışkanlıklar bu çakranın yönetimindendir. Kişinin doğduğu
yerden, halden, aileden bambaşka bir kader planına geçişinin onayı bu çakrada
gizlidir.
Örneğin; Doğum ve bir yaşına kadar olan dönemde kişinin kendisini ilgilendiren
veya ailenin başına gelen olaylar, ilerleyen yaşlarda hangi konularda yetersizlik
yaşayacağını belirler. Bu çakra ile ilgili yaşanan olaylarda ortaya çıkabilecek
sorunlar, cinsellik, yeme – içme sorunları, bağırsak ve boşaltım sorunları, kendini
koruyamama, kendi alanını belirleyememe olabileceği gibi, herhangi bir konudan
kolayca sıkılma, aniden oluşan isteksizlik, aileye aşırı bağlılık ve aniden kopma
gibi konularla ilgili konularda gündemde olabilir.

KÖK ÇAKRA VE YAŞ DÖNGÜLERİ

Dünyaya geliş ve yedi yaşına kadar geçirilen evreler kök çakra ile ilgilidir. Bir
yaşam döngüsünde kırk dokuz yaşa kadar olan kısım için birinci dönem denilir. Elli
yaş ile beraber kişi adeta yeniden doğar. Bu doğuş bir farkındalık ile olur ve kişi
kırk dokuz yaşına kadar olan kısımda yaşadıklarını kabulde olursa, ikinci dönemde
bambaşka bir hayata yelken açabilir. Elli ve elli yedi yaş arasında yeniden kök
çakra dönemi başlar. Bu yaşlarda yaşanan sorunlar, kazalar kişinin hayatı
boyunca hangi konuda ilerleme, devamlılık veya hangi konuyla ilgili aşırılık
gösterdiğini ve bundan sonra hangi konuların derinleşeceğini gösterir.
Doğduğumuz andan itibaren 1. Yaşımız ile 7. Yaşımız arasında yaşananlar kök
çakramızla olan bağımızın gücünü, yaşamdan, annemizden ve bize sunulanlardan
beslenme şeklimizi anlatır. Bu yaşların herhangi birinde oluşmuş olan bir travma
gelecekte, nedenini bilemediğimiz blokajların ve/veya bağımlılıkların kaynağını
oluşturur.
0 – 1 Yaş; Kök çakranın ilk açıldığı an doğumdur. Bu nedenle doğum hikayesi ve
doğum sırasında olup bitenlerin çocuğa aktarılma biçimi anne ile kurulan bağı
temsil eder.

Anne olgusu her zaman asıl anne olan ‘’ DÜNYA- TOPRAK ‘’ ile ilgilidir.
Kişinin asıl kaynakla bağını güçlü kurabilmesi için dünyaya gelişine aracılık eden
annesi ile olan bağını sağlıklı bir biçimde bitirmesi önemlidir. Anneyle olan bağın
sağlıklı olup olmadığına 0-1 yaş arasında oluşan olayları inceleyerek karar
verebiliriz.
Bunun için sıklıkla anlatılan doğum hikâyesi, hatta hamilelik öncesi ve /veya
sırasında olan olayların etkilerini inceleyebiliriz.
Neler olabilir?
 Bu gebelik istenmeyen bir gebelik olabilir.
 Ebeveynlerden biri tarafından istenmeyen bir gebelik olabilir.
 Maddi koşullar yeterli olmayabilir.
 Anne doğumda çok sıkıntı çekmiş olabilir.
 Doğum sırasında çocuk zarar görmüş olabilir.
 Anne süt verememiş ve/veya yeterince besleyici sütü olmamış olabilir.
 Anne çocuğu bırakmak zorunda kalmış olabilir.
 Çocukta yeme – içme, uyku veya boşaltım sorunları olabilir.
 0-1 yaş arasında iken anne yeniden hamile kalabilir.

Kök çakranın sağlıklı ve güçlü işlemesi için beklenen yeme – içme ve boşaltım
ile ilgili ihtiyaçların tam ve zamanında karşılanmasıdır. Annenin memesinden
beslenen çocuk kendini güvende hisseder. Burada anne tarafından aktarılan
enerji, hayatın sunacaklarının yeterli gelip, gelemeyeceğini temsil eder.
Yukarıda sıraladığım maddelerin olası açılımlarını da paylaşmak isterim.
 Kişi seçilen olabilmek için sürekli gayret sarf etmesi gerektiği
düşüncesi ile hareket eder. İstenmediği düşüncesi ile ilişkileri içinde
bırakıp giden, işinden istifa eden, alıngan ve isteksizdir. Kabul görmek
için emek vermesi gerektiğini düşünebilir.
 İstemeyen ebeveyn karşı cinsi temsil ediyorsa, ikili ilişkilerinde terk
edilme korkusu yaşar. Bu nedenle kendisi terk eder.
 Maddi olarak neye sahip olursa olsun yetersizlik duygusu ile yaşar.
Kaynaklarını tam olarak göremez. Bu nedenle sunulan fırsatları
kaçırabilir veya tam zamanında hareket edemeyebilir.
 Anneye karşı kendini suçlu hisseder. Bu hem borç enerjisi üretir hem
de anneyi mutlu etmek zorunda hissettirir.
 Dünyanın, yaşadıklarının, bir hali bırakmanın, yeni bir seçim yapmanın
ona zarar vereceği inancı ile bu durumlarla karşılaştığında zarar görür
veya zarar görmemek için kaçar.
 Anne çocuğa herhangi bir sebepten süt verememiş ise çocuk için
annesinden alamadığı düşüncesi gelişir. Anne içinde yeterince
veremedim, beslemeliyim duygusu oluşur. İlerleyen yaşlarına rağmen
çocuklarına sadece yemek yapmak isteyen anneler, annesinin
yemeklerinden bahsedenler bu durumun içinde olanlardır. Bu
durumda olanlar için dünyadan beslenmek, hayatında yenilik yapmak,
bir hali bırakmak zordur. Bir tada, bir kişiye, bir duruma bağımlılık
veya aşırı bağlılık görülebilir.
 Anne ile çocuk arasında kopmaz bağların oluşum sebeplerinden
birisidir. Anne kısa veya uzun süreli çocuktan uzağa gittiğinde yaşadığı
yetememe duygusu ile çocukla olan bağını güçlendirir. Çocuğun da
annesini bir nedenden suçlamasına rağmen annem benimle
ilgilenmiyor/ ilgilensin ısrarı gelişir. Bu ilerleyen yaşla aşılmaz, devam
eder.
 Tüm yeme – içme, boşaltım ve uyku sorunlarının temelinde bu
dönemde oluşan sorunlar yatar.
 Annem beni sevmiyor. Dünya tarafından desteklenmediği düşüncesi
gelişir. Bununla beraber tercih edilmeyen olmayı seçmek, kıskançlık,
ikili ilişkilerde hırçınlık, neye sahip olursa olsun yetmeyeceği duygusu
yani bir anlamda kıtlık bilinci bu çakranın konudur.

Doğum ile başlayan kök çakra bağlantısı yedi yaşa kadar sürer. Yedinci yaşta tepe
çakra ile bağlantısını kurar ve süreç tamamlanır. Tepe çakra ile yaptığı bağlantı
hayata köklenme kaynağına ulaşmasıdır.
Her yedi yıllık döngüde yeni bir çakra merkezi aktive olur. Yedi çakra merkezi, yedi
yıllık süreç ile kendi merkezlerinin temsil ettiği enerjilerle yaşama yön verir.
Kırk dokuz yaşına gelen kişi için bir dönem biter ve yeniden hayata köklenme
başlar. Elli yaş insan hayatında yeni doğumu sembolize eder. Bu yeni dönemde
yeniden enerji merkezleri harekete geçerken, ilk döngüdeki yaş ile ilgili oluşan
travma açılabilir veya daha yoğunu oluşabilir.
Örneğin; Kişi dört yaşında yaşadığı bir olayın yarattığı şuuraltı etkisi ile hayatını
şekillendirmiş ve kendini bu halden özgürleştirememiş olabilir. Dört yaş hem kök
çakra ile hem de kalp çakrası ile ilgilidir. Kişi sevildiğini kabul edememe, hayatı
doya doya içine alamama veya sevdiği konularda ilerleme sağlayamama gibi
sorunlar yaşayabilir.
Bu sorunların veya benzer tesirlerin tekrarı yedi yıllık periyodlarla görülebilir.
Örneğin, dört yaşında yaşanan ve iz bırakan bir konunun tekrar eden tesirini on
bir, on sekiz, yirmi beş, otuz iki, otuz dokuz, kırk altı yaş ile devam edebilir.
Elli dört yaşında bu olaydan tamamen özgürleşebilir veya bırakamadıkları için bir
kurban verebilir. Bu kurban bir hastalık nedeniyle bedende oluşan bir zarar, bir
iflas, bir ayrılık olabilir. Bunun tam tersi kişi bu halden özgürleşmiş ise yepyeni bir
hayat ve seçimleriyle kendini bambaşka bir hale taşıyabilir.

KÖK ÇAKRA İLE İLGİLİ SORUNLAR NASIL ANLAŞILIR?
Fiziksel olarak aşırı kilo ya da aşırı zayıflık kök çakranın çalışmasında bir
problem olduğuna işaret eder. Bedenin alt kısmının aşırı ince olması, sürekli
yaşanan kemik sorunları, kan ile ilgili özellikle kansızlık ile ilgili hastalıklar, makat
kanamaları, hemoroit, kalın bağırsak sorunları, cinsel hastalıklar, cins enerjisi ile
ilgili yaşanan tıkanıklık veya aşırılıklar bize kök çakra enerjisi ile ilgili aksamaları
anlatır.

İki ana başlıkla sorunların kaynağını ve bu merkezde oluşan akışı tanımlayabiliriz.
1- Uyumsuz  çalışması
Eğer kök çakra belli bir akışla dengeyle çalışmıyorsa, düşünceler, davranışlar
madde odaklı olabilir. Yeme – içme, alkol, maddi güç, seks, bedensel hazlar
üzerine kurulu bir yaşam isteği oluşabilir. Hatta burada bağımlıklardan
bahsedebiliriz. Kişi herhangi bir durumda ilerleme kaydedemez. Bir konuda takılır
kalır. Kök çakra enerjisini tam olarak aktaramadığında, istikrar oluşamaz bu
nedenle ilerlemekten çok takılıp kalma hali yaratır.

 Bedensel paylaşımın ön planda olduğu, ilerlemeyen ancak bitemeyen
ilişkilerin kaynağı dengesiz çalışan birinci çakraya işaret eder.
 Tüm uyuşturucu madde, alkol, sigara, yeme – içme bağımlılıkları dengesiz
çalışan bir kök çakra enerjisini anlatır.
 Maddi konularda iniş ve çıkışlar, bir türlü ilerleme sağlanamayan iş hayatı,
sürekli iş değiştirme, güven eksikliği, kısa süren ikili ilişkiler bitmeyen ama
yükselemeyen bir hal yaratır.
 Arada sırada yaşanan öfke patlamaları, arada sırada küfürlü sözler sarf
etmek, ara sırada da olsa kaba davranışlar sergilemek dengesiz çalışmayı
anlatır.
2- Kapalı – Engellenmiş kök çakra enerjisi
Uyumsuz çalışmada gördüğümüz dengesizlik yerini tamamen engellenmişlik haline
bırakır. Kök çakra konularında tamamen bir durgunluk, bloke olmuş bir hal veya
değişmezlik görülür. Kişi ne kadar istese de hayatında bir değişikliği
gerçekleştiremez. Aslında buna istek de duymaz. Dünya değersiz gelir, maddi
konularda tamamen tıkanmışlık yaşanır.
 Durmadan meydana gelen aksaklıklar, aşırı bedensel incelik, ikili ilişkilerde
ve çalışma hayatında yaşanan tıkanıklar.
 Aşırı küfürlü konuşma, cins enerjinde değişim, cinselliği reddediş, hareket
etmekte isteksizlik, yaşam sevincini yitirme, vücut ısısının düşüklüğü, yeme-
içmede isteksizlik.
 Kansızlık, makat sorunları, aşırı kabızlık, büyüme sorunlarını görürüz.

Kök çakra ile ilgili oluşmuş sorunları aşabilmek için fiziksel aktivite yapmak
önemlidir. Ancak daha da önemlisi içsel enerjinize odaklanarak yaşadıklarınızı
gözden geçirmenizdir.
Kendinizi hangi alanda zorlanmış, yenilenemeyen, tam tatmin olmamış
hissediyorsunuz, bir bakın. Ve daha önemlisi vazgeçemediklerinizin,
bağımlıklarınızın, bağlarınızın farkına varın.
Bir konuda ilerleyemeyişimizin en önemli sebebi bir var olanı bırakamayışımızdır.
Kök çakranın salgı bezi olan böbreküstü bezleri korku ve endişe anında hızla
hareket etmemizi, hayatta kalabilmemiz için gerekli reflekslerle bizi uyarır. Bu
merkezle ilgili sorunların altında kaygı, endişe ve korku gibi negatif duygular yer
alır.
Korkularımız yeni bir eyleme geçmemize neden olduğunda, korkuyla eyleme
geçmek zorunda kalabiliriz. Mecburiyetlerle gelen değişimlerin gücü kök çakra
merkezlidir.

Kök çakra sadece yeme – içme, cinsellik gibi dünyasal konularla ilgili değildir. Aynı
zamanda dünyayı temsil ettiği için mekân algımızın da gücü bu merkezden gelir.
Dünyaya kök salmak için sürekli mal biriktirmek istemek, evsiz kalma korkusu,
aşırı taşınma veya taşınma korkusu yaşamak da yine kök çakra sorunlarına işaret
eder.

 

 

KÖK ÇAKRAYI TEMİZLEMENİN VE HAREKETE GEÇİRMENİN TEKNİKLERİ

 Çalışmalarınızı temiz havada ya da evde havalandırılmış bir odada sakin ve
mümkünse dış seslerin az olduğu bir saatte yapmanız yüksek oranda fayda
sağlamanıza yardım eder.
 Doğada bolca zaman geçirin. Oturur halde ( lotus oturma biçiminde ) Kan
kırmızısı bir güneşin doğuşunu ve batışını hayal edin. Bu sırada
dinleyeceğiniz müzik, monoton ve vurgulu ritimlerden oluşmalıdır. Davul ve
vurmalı çalgılar kök çakrayı hareketlendiren en güçlü seslerden birisidir.
 Kırmızı rengi hayatınıza dâhil edin. İster kıyafet veya aksesuarlarınızda,
isterseniz de dekorasyonda kırmızı objeler kullanın
 Kök çakranın taşları olan akik, hematit, kırmızı yeşim taşı, granat, lal veya
yakut taşını kullanın. Bu taşları bedeninizde ve mekânlarınızda
taşıyabilirsiniz.
Sedir ağacı sizi keskin kokusuyla dünyaya ve tüm doğal yaşam şekillerine
bağlar.
Karanfil yağı engellenmiş kök çakra enerjisini harekete geçirmeye yardımcı
olur. Karanfili çaylarınızda kullanabilirsiniz.
Zihninizde kırmızı renkli bir enerjinin kuyruk sokumunuzdan çıktığını hayal edin,
kuyruk sokumunuzda hareket etmeye başladığı andan itibaren bir ağacın kökleri
gibi kök salarak ilerlesin. Dünyanın merkezinde bulunan kırmızı çekirdeğe doğru
gelince buraya bağlayın. Bu kırmızı ışığı tam kuyruk sokumunuzun bulunduğu
bölgeye doğru çekin. Burada bir küre halini alsın ve soldan sağa doğru dönsün.
Bu çalışma sırasında nefesinizi bu bölgeye gönderin, buraya gönderdiğinizi hayal
edin. Derin ve karın içinizi dolduran bir nefes alın ve önce alt karından başlayarak
nefesinizi yukarıya doğru çıkartarak yavaşça bırakın.
Tekrar nefes aldığınızda beşe kadar sayın ve içinizi tam olarak doldurun, nefesinizi
makat bölgenize doğru ıkınarak gönderin, beşe kadar sayın ve sonra yavaşça
bırakın.
Bu çalışmalar sırasında sandal ağacı ya da karanfil kokularından destek
alabilirsiniz.
Çalışmalarınıza başlamadan önce ve çalışma sırasında niyet ederek daha etkili bir
sonuç alabilirsiniz
Öncelikle hatırlamamız gereken madde diye algılanan (  ‘  ev, araba, para vb…’’ )
biçimimizin bizi özgür ya da esir edeceğidir. Madde hayatın ta kendisidir, bunu
idrak ettiğimiz anda ihtiyaç duyduğumuz her kolayca karşılanır.

Biz maddeye sahip olamayız. Sahip olabileceğimiz yegâne duygu, onun bize
sunduklarının sonucunda yaşadıklarımızdır. Bir bardağın ne şekli ne de içindeki
sizi tatmin etmez, doyurmaz, haz vermez. O bardağın içinde bulunan suyu
içtiğinizde doyurulduğunuzu hissedersiniz.
İnsan dünyanın akışını değiştiremez, o akışın bir parçası olduğunun şuuru ile akışa
uyar. Kök çakra ile istikrar elde eden kişi için yaşam bir araç haline gelir.

KÖK ÇAKRA YAŞ DÖNGÜLERİ
1.Yaş Kök çakranın, hayata köklenmesi / yeme, içme, boşaltım, güven bağının oluşması

Bu yaşta yaşanan sorunların 8- 15- 21- 28- 35- 42- 49 – 56 yaşlarında olay döngüleri şeklinde görülebilir. )

2.Yaş Kök çakranın yaratıcılığının aktive olması.

3.Yaş Kökün irade etme ve karar merkezinin aktive olması

4.Yaş Kök çakranın sevgiye köklenmesi, sevilmeyi ve sevmeyi kabul etmek.

5.Yaş Kök çakranın ifade bulması ( ifade sorunlarını için bu yaşa bakmalıyız)

6.Yaş Kök çakranın dönüştürme gücünün açılması

7.Yaş Kök çakranın kaynakla bağlantısı ve kökten gelen hayat amacının açığa çıkışı

8.Yaş  Üretkenlik, yeteneklerin ortaya çıkışında istikrar elde etmek. Sakral çakranın köklenmesi.

15.Yaş Güç ve irade merkezinin köklenmesi.

22.Yaş Kalbin ve sevgi enerjisinin köklenmesi, sevme ve sevilme isteğinde istikrar isteğini ve çaba göstermek.

29.Yaş İfade edebilmenin ve ifade edileni anlayabilmenin köklenmesi

36.Yaş Zıtlıkların birliğini anlamaya başlamak, gördüğünün, anladığının ötesindeki bilgiyi fark etmek, hayatı dönüştürmeye başlamak için yaşadıklarının mesajlarını okumaya başlamak.

43.Yaş Hayat amacını anlama, kendi planıyla bağlantıya geçme ve istikrarla ilerlemek.

50.Yaş Kök çakranın yeni planına köklenmesi veya geçmiş dönemde yaşananlardan özgürleşme ve yeni bakış açısıyla kendi potansiyelini açığa çıkarmak, istikrar elde edilememiş konulardan ilerlemeye yönelik harekete geçişin başlaması.

 


Yorumlar