Sembol Okumalarında Yin- Yang Prensipler

 Sembol Okumalarında Yin- Yang Prensipler

 

 

Aşırı hareket istemediğiniz noktada yavaşlatır, aşırı durağanlık beklemediğiniz yerde hareketlendirir.

 

Sembol nedir?

 

İnsanoğlunu kültürlendiren en önemli özellik gözleme dayalı bilgilerin kullanımıdır. Günümüzden binlerce hatta milyonlarca yıl önce doğadaki varlığımızı sürdürebilmek için öncelikle çevremizde olan bitenlerin farkına varmaya çalıştık. İlk olarak hayatta kalma mücadelemizde hayatımızı devam ettirmek üzere yiyecek temin edebilmek için araştırdık, tattık, kokladık ve saklama yollarını keşfettik. Elimizdeki malzemeleri kullanabilmek için çözümler oluşturduk. Mevsimleri, doğanın akışını, bizden güçlü olanı, faydalı ya da tehlikeli olanı veri tabanımıza işledik. Halen bu bilgileri kullanıyoruz. Günümüzde herhangi bir ürün satın alırken hemen koklama ihtiyacı duymamızın sebebi koku duyumuzun bize temasta olduğumuz şeyle ilgili bir bilgi vermesidir. Bizi zehirlenmekten, kokuşmuş olandan koruyacak olan gücümüzü, bir marketten alışveriş ederken kullanmamız duyularımızla karar verme becerimize işaret eder. Bu nedenle birçok ürünün hoş kokması sağlanır.

Peki renkler farklı mı?  Renk bilgimiz sayesinde bir sebzenin, suyun, toprağın veya herhangi bir yerin durumunu hemen anlayabiliyoruz. Bu nedenle modern dünyada bir ürünün paketlemesi üründen daha önemli bir hale gelmiş durumdadır. Satın alma güdümüzü etkileyen faktörler arasında renkler, kokular ve işaretler öne çıkmaktadır.

Her biri gözleme ve deneyime dayalı bilgi kayıtlarından günlük hayatımıza akan bu dil sembol alfabesinin bir bölümünü oluşturur.

Binlerce yıllık bu hafızayı doğru kullanmamız hayatın akışında rahatça yol almamıza yardım eder.

Pozitif bilimlerinde kullandığı sembol dilini tam olarak kavrayabilmek için ikilik prensibini ( düalite) anlamamız gerekir.

Yaşamın başlangıcından önce her şey durağandı. Büyük patlamayla birlikte hareket başladı. Yol haritamızı çizerken durağanlık ve hareket bize rehberlik eder. Hareketli olan, bir anlamda biçimlendiren, etkisi altına alandır. Ancak hareketi başlatan da hareketsizliğin kendisidir. Tıpkı yaşamı başlatan prensipler gibi durağanlık bir tohum gibidir. Tohum suyla buluşup ortaya çıkana kadar stabildir. Bir ağaca dönüşebilme potansiyeli taşır ancak hareketle buluştuğu anda bu mümkün olur.

Bu kavramları daha net anlayabilmemiz için yin ve yang prensipler bize yol gösterir.

 

Tai -Chi

Uzakdoğu felsefesinde her şeyin durağan olduğu döneme muchi adı verilir. Bir daireyle sembolize edilir. Bu tarafları olmayan bir dairedir. Anlam yoktur. Tıpkı sıfır rakamının temsil ettiği gibi hiçliğin sembolüdür. Muchi cenneti tanımlar. Zaman yoktur, değişim yoktur, her şey aynı devam etmektedir. Ama gün gelip bir seçim yaptığınızda o anda her şey anlam kazanır. İşte irade ve karar mekanizması devreye girmiştir. Büyük patlamayla beraber ortaya çıkan gazlar yaşamı meydana getirmiştir.

Tai-chi ortaya çıkmıştır. Her şey anlamlanır. Birlik korunur ve akış uyum içindedir. Karşıtlıklar birbirini tamamlar. Onlar ayrılmazlar, beyazın içinde siyah, siyahın içinde beyaz vardır.

Bir ve sıfır dizilimi günümüzde bilgisayar dizilimi ile programlanan programlar bu sistemi kullanır.

Yin ve yang özünde ne iyi ne de kötüdür. Ancak bir şeye iyi değiniz anda karşıtlık ortaya çıkar ve kötü kendiliğinden şekillenir. Bu iki prensip birbirlerini var ederler. Bir kavrama güzel dediğinizde çirkin, az dediğinizde çok, büyük dediğinizde küçük olmak zorundadır. Zıtlıkların bütünlüğü bunu gerektirir. Ayrıca güzelin içinde çirkin, çirkinin içinde güzel olma hali de bu felsefenin bir parçasıdır. Birbirlerine dönüşerek ilerlerler.

Gecenin uzamasıyla günün kısalması gibi biri arttığında diğeri azalır ancak gücünü kaybetmez. Yin ve yang sembolü içinde yer alan noktalar bir tohumun ağaca dönüşmesi kadar güçlü bir potansiyeli sembolize eder.

 

Yin; bir tepenin karanlık ya da kuzeye bakan yanını, yang ise güneşli ya da güneye bakan yanını sembolize eder.

Yin; dişil, üretici, alıcı ilkedir, çift sayıları, soğuk- soğutan, karanlık, yeryüzüne yakın olan, form değiştirebilen, hafif, esneyerek büyüyen, olduğu halin içinde bir değişim yaşayan, geçmişle bağlantılı, değişmezlik arz eden ve içe dönük olmayı sembolize eder.

Su, yin prensibi anlamamızı kolaylaştırır. Dışarıdan gelen bir etkiyle form değiştirir ama su olma özelliğini korur.

Donar, akar, buharlaşır ya da durağanlaşır ancak, içeriğini korur.

 

Yang; hükmeden, dışsal, aydınlık, sertleşerek büyüyen, hareketli- harekete geçiren, dolu olan, gökyüzüne yakın olan, ısıtan, dönüşebilen, sertleştiren, gelecekle bağlantılı, sıcak- ısıtan, kurutan, vermekle ilgili olan ilkedir ve tek sayıları sembolize eder.

 

Duyularla algılama yang, duyularla algılanamayan yin özelliktir.

 

Bu iki prensip göreceli kavramlardır. Bir kabın dışı sert olduğu için yin, net algılanabildiği için yang özelliktedir. İçi boş olduğu için yin ancak içindeki hava göz ününde bulundurulduğunda yang özelliktedir. Bu iki prensibi tanımlarken hangi bakış açısıyla yaklaştığımızı netleştirmeliyiz.

 

Su, yin prensibe aittir ancak akan su yang özelliktedir. Yağmur bu nedenle yang prensiple hareket eden yin bir unsurdur. Dağa tırmanmak yang özelliktir, ancak dağda oturmak yin bir özelliktir. Bağırsağın boşaltım yapamaması yin bir özelliktir, hareketli olması yang, bağırsağın boşaltım işlemi eylemsel olarak yang, boşalması ise yin özelliktir. Bu iki kavramı değerlendirirken birisinin diğerini doğurduğunu anlamalıyız. Yang özelliğin değişebilmesi için yin, yin özelliğin değişebilmesi için yang ortaya çıkmak zorundadır.

 

Bedende de kemikler yin, kaslar yang özelliktedir.

Bu iki kavramı oturtabilmek için aktif – pasif, etken- edilgen olarak değerlendirmek işimizi kolaylaştırır.

Mutlak yin ya da mutlak yang yoktur. Tai -chi bize her iki prensibinde birbirinden parça taşıdığını ve birbirlerine dönüşebileceğini hatırlatır.

Yaşamın bu iki prensibini birbirine dönüştürebilecek olmamızı bilmek bizim yolumuzu açar

 

Aşırı kontrol etme isteği istemediğiniz noktada yavaşlatır, aşırı durağanlık beklemediğiniz yerde hareketlendirir.


Yorumlar